Cennet
Sözlükte "bahçe, bitki ve sık ağaçlarla örtülü yer" anlamına
gelen cennet, terim olarak "çeşitli nimetlerle bezenmiş olan ve müminlerin
içinde ebedî olarak kalacakları ahiret yurdu"na denir. Cennet ve oradaki
hayat sonsuzdur.
Kur'an'da cennet için çeşitli isimler kullanılmıştır. Cennetin tabakaları
olması ihtimali de bulunan bu isimleri şöyle sıralayabiliriz: Cennetü'l-me'va
(şehid ve müminlerin barınağı ve konağı olan cennet), cennet-i adn
(ikamet ve ebedîlik cenneti), darü'l-huld (ebedîlik yurdu), firdevs (her şeyi
kapsayan cennet bahçesi), darü's-selam (esenlik yurdu), darü'l-mukame (ebedî
kalınacak yer), cennatü'n-naîm (nimetlerle dolu cennetler), el-makamü'l-emîn
(güvenli makam).
Kur'an-ı Kerîm'i incelediğimiz zaman onun cenneti ve cennetlikleri şu şekilde
tasvir ettiğini görürüz: Cennet, genişliği göklerle yer kadar olan
(Al-i
İmran 3/133), yakıcı sıcağın da dondurucu soğuğun da görülmeyeceği
bir yerdir
(el-İnsan 76/13). Temiz su, tadı bozulmayan süt ve süzme bal ırmaklarının
yer aldığı cennette
(Muhammed 47/15), suyu zencefille kokulandırılmış
tatlı su pınarı (selsebîl)
(el-İnsan 76/18) ve sonunda misk kokusu bırakan
bir içecek de vardır
(el-Mutaffifîn 83/25-26). Cennet içeceği baş ağrıtmayan,
sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden ve bembeyaz bir kaynaktan çıkan
(es-Saffat
37/45-47) bir içecektir. İçildiği zaman sarhoş etmediği gibi ne baş dönmesi
yapar
(el-Vakıa 56/19), ne günah işlemeye iter, ne de saçmalatır
(et-Tür 52/23). Cennette türlü meyveler, hurmalıklar, nar ağaçları
(er-Rahman 55/68), bağlar
(en-Nebe' 78/32), dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış
muz ağaçları
(el-Vakıa 56/28-29), çeşit çeşit kuş etleri
(el-Vakıa
56/21) bulunur.
Cennetliklerin elbiseleri ince ve kalın halis ipektendir
(el-Kehf 18/31; el-İnsan 76/21), süsleri altındandır
(el-Kehf 18/21; el-Hac 22/23; el-Fatır 35/33),
evleri güzeldir
(et-Tevbe 9/72). Cennettekilere hizmet etmek için ölümsüz
gençler (vildan) dolaşır, onlar -güzelliklerinden dolayı- saçılmış
birer inci sanılırlar
(el-İnsan 76/19). Bunlar altın kadeh ve tepsiler dolaştırırlar,
cennetliklerin canlarının istediği ve gözlerinin gördüğü her şey orada
hazır bulunur
(ez-Zuhruf 43/71). Cennettekilere altlarından ırmaklar akan, üst
üste bina edilmiş köşkler vardır
(ez-Zümer 39/20), cennetlikler için pek
çok güzelliklerle nitelenmiş tertemiz eşler bulunacaktır
(el-Bakara 2/25;
el-Vakıa 56/35-38; es-Saffat 37/48-49; en-Nebe' 78/33). Cennetliklerin hem
kendileri hem de eşleri cennetin gölgelerinde tahtları üzerine kurulup
yaslanırlar
(Yasîn 36/56). Allah tarafından kalplerinden kin sökülüp atılmış
olan cennetlikler, kardeşler halinde, karşı karşıya tahtları üzerinde
otururlar. Orada bunlara hiçbir yorgunluk ve zahmet yoktur
(el-Hicr 15/47-48).
Cennette boş ve yalan söz de işitilmez
(en-Nebe' 78/35).
Cennet nimetlerinin insan akıl ve hayalinin alamayacağı güzellikte olduğunu
Hz. Peygamber bir kutsî hadiste şöyle açıklamıştır: "Cenab-ı
Hak buyuruyor ki: Salih, kullarım için ben, cennette hiçbir gözün görmediği,
hiçbir kulağın işitmediği ve insanın kalbinden bile geçmeyen nice
nimetler hazırladım"
(Buharî, "Tefsîr", süre 32; Müslim,
"Cennet", l; Tirmizî, "Tefsir", süre 32).
Şüphesiz cennetteki nimetlerin en büyüğü Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak
ve Allah'ı görmektir. Bu konuda Kur'an'da şöyle buyurulmuştur: "...
Allah'ın rızası ise hepsinden (bütün cennet nimetlerinden) daha büyüktür.
İşte büyük kurtuluş ta budur"
(et-Tevbe 9/72).
Allah'ın
Ahirette Görülmesi (Rü'yetullah).
Müminler, ahirette, cennete girdikten sonra Allah'ı göreceklerdir. Bu görmenin
mahiyeti hakkında kesin bilgi yoktur. Ancak bilginler Allah'ı görme olayında,
bu dünyada varlıkların görülmesi için zorunlu olan şartların gerekmediğini
ileri sürmüşlerdir.
Kur'an-ı Kerîm'de "Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl
parlayacaktır. Rablerine bakacaklardır"
(el-Kıyame 75/22-23)
buyurularak, ahirette müminlerin Allah'ı görecekleri haber verilmektedir.
Peygamber Efendimiz de bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: "Muhakkak
ki siz şu ayı görüşünüz gibi, Rabbinizi de göreceksiniz. Ve o sırada
izdihamdan ötürü birbirinize zarar vermiş de olamayacaksınız"
(Buharî,
"Mevakit", 16; "Tevhîd", 24; Müslim, "İman",
81; Tirmizî, "Cennet", 15).
Bir başka hadiste de, müminler cennete girdikten sonra, Allah'ın müminlere "Daha vermemi istediğiniz bir şey var mı?" diye soracağı haber verilmektedir. Onların bu soruya "Daha ne isteyelim?" diye cevap vermeleri üzerine, Allah'ın kendisini müminlere göstereceği, artık müminler için Allah'a bakmaktan daha hoş gelecek bir şeyin bulunmayacağı aynı hadiste bildirilmiştir (bk. Müslim, "İman", 80; Tirmizî, "Cennet", 16).