İMAN ile AMEL ARASINDAKİ BAĞ
Amel,
iradeye dayalı iş, davranış ve eylem demektir. Esasen tasdik ve ikrar da
birer ameldir. Ancak amel deyince daha çok kalp ve dil dışında kalan
organların ameli anlaşılmaktadır. Bu durumda iman ile amel birbirinden ayrı
şeyler olmasına, amelin imanın bir parçası olmamasına rağmen, her ikisi
arasında çok sıkı bir bağ ve ilişki bulunmaktadır.
Amel İmanın Ayrılmaz Parçası Değildir
Ehl-i
sünnet bilginlerine göre amel, imanın parçası, rüknü ve olmazsa olmaz
unsuru değildir. Bu sebeple bütün dinî esasları kalpten benimsemiş fakat
çeşitli sebeplerle buyrukları yerine getirmemiş veya yasakları çiğnemiş
olan kimse, işlediği günahı helal saymadığı müddetçe mümin sayılır.
Çünkü;
a)
Kur'an-ı Kerîm'de "İman edenler ve salih amel işlenenler..."
diye başlayan pek çok ayet vardır (el-Bakara 2/277; Yunus
10/9; Hüd 11/23). Bu ayetlerde iman edenlerle salih amel
işleyenler ayrı ayrı zikredilmiştir. Eğer amel imanın bir parçası olsaydı, "iman
edenler" denildikten sonra bir de "salih amel işleyenler" denmesine
gerek olmazdı.
b)
Bazı ayetlerde iman, amelin geçerli olabilmesi için şart kılınmıştır.
Mesela: "Her kim mümin, olarak iyi işler yaparsa, artık o, ne zulümden
ne de hakkının çiğnenmesinden korkar"
(Taha 20/112) buyurulmuştur.
Eğer iman ile amel aynı şey veya amel imanın parçası olsaydı, o zaman ayrı
ayrı zikredilmezlerdi.
c)
Bazı ayetlerde de büyük günahın imanla birlikte bulunabileceği ifade
edilmiştir. Bunlardan birinde: "Eğer müminlerden iki grup
birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin..."
(el-Hucurat 49/9;
ayrıca bk. el-Bakara 2/178; et-Tahrîm 66/8) denilmiş, büyük günah sayılan
öldürme fiilini işleyerek ameli terkeden kişilerden "müminler"
diye söz edilmiştir.
d) Peygamber Efendimiz döneminden itibaren büyük din bilginleri, kalbinde
imanı bulunduğu ve bunu diliyle söylediği halde dinin emrettiği amelleri
işlemeyen veya bazı yasakları çiğneyen kimseleri -yaptıklarını helal ve
meşru görmedikleri sürece- mümin saymışlar, ancak bu kimselerin günahkar
mümin olduklarını ifade etmişlerdir. Bu, Ehl-i sünnet alimlerinin ortak görüşüdür.
Amelin Gerekliliği ve İmanla Olan İlgisi
Amel ile iman arasında çok yakın bir ilişki vardır. Kur’an-ı Kerim'in birçok ayetinde iman ile sahih amel yan yana zikredilmiş, müminlerin salih amelleri işleyerek maddî-manevî gelişmelerini sağlamaları ısrarla istenmiştir. Çünkü düşünce ve kalp alanından eylem ve hareket alanına çıkamamış olan iman meyvesiz bir ağaca benzer. Kalpte mevcut olan iman ışığının hiç sönmeden parlaması, giderek gücünü artırması salih amellerle mümkün olabilir. Ayrıca imanın olgunluğuna ermek, imanı üstün bir dereceye getirmek ve böyle iman sahiplerine Allah'ın vaad ettiği sonsuz nimetlere kavuşmak için de amel gereklidir. İnsan sadece inanılması gerekli şeyleri tasdik eder, ameli umursamayan bir tavır sergileyip yasakları çiğnerse, dine, Allah'a ve Peygamber'ine olan bağlılığı yavaş yavaş azalır, günün birinde kalbindeki iman ışığı da sönüp gider. O halde amelin hem imanı güçlendirmede üstlendiği rol, hem de müminin cehennem azabından kurtularak nimetlere ulaşmasına aracı olması ve Rabbine karşı kulluk görevini gerçek anlamda yerine getirmesi bakımından önemi çok büyüktür.