|
SULTÂN Üçüncü SELİM Hân |
||
![]() |
Padişahlık Sırası | 28 |
| Saltanatı | 18 Yıl | |
| İslâm Halifelik Sırası | 93 | |
| Cülûsu | 7 Nisan 1789 | |
| Babası | Sultan Üçüncü Mustafa Hân | |
| Annesi | Mihrişah Sultan | |
| Doğumu | 24 Aralık 1761 | |
| Şehâdeti | 28 Temmuz 1808 | |
| Kabri | İstanbul Lâleli Camiîndedir | |
Osmanlı sultanlarının
yirmi sekizincisi, İslâm halifelerinin doksan üçüncüsü. Sultan Üçüncü
Mustafa Hanın oğlu olup, annesi Mihrişah Sultandır. İstanbul’da 24 Aralık
1761 târihinde, Topkapı Sarayında doğdu. Şehzâde Selim’in doğumunda
yedi gün, yedi gece “Şehrâyîn”, üç gece de Deniz Donanmasında
tertiplenen merâsimlerle büyük şenlikler yapıldı. Şehzâdeliğinde
sarayda mükemmel bir eğitim, öğretim gösterilip, terbiye edilerek yetiştirildi.
Yüksek din ve fen ilimleri, Arapça ve Farsça öğrendi.
Veliahd Selim, devam
etmekte olan Osmanlı-Avusturya-Rus Harbinde cephelerden gelen acı haberlere
dayanamayan amcası, Birinci Abdülhamid Hanın vefâtıyla 7 Nisan 1789 târihinde
Osmanlı Sultanı oldu. İçte ve dışdaki meseleleri hâl etmek için yüksek
devlet memurlarının katıldığı, 16 Mayıs 1789 târihinde büyük bir dîvân
toplantısı yaptı.
Dîvânda devlet
meselelerinin halli için herkesin fikirlerini söylemesini istedi. Dîvândan
sonra idârî, mâlî, siyâsî ve askerî meselelerin halli için tâlimat
verdi. Avusturya ve Rusya ile harplerin devâmına karar verildi. Mâliyenin düzelmesi
için, sarayda bulunan altın ve gümüş eşyânın büyük bir kısmı paraya
çevrilmek üzere, darphâneye gönderildi. Merkez ve eyâletlerdeki halk da
Sultan Selim Hana yardımcı olmak ve saraya uymak için, altın ve gümüşlerini
devlete teslim etti. Saray ve halkın yardımlarıyla cepheler takviye edildi.
Fransa ve İspanya sefirleri sulh; Prusya, Kırım’ın kurtarılması için
antlaşma; İsveç ise Rusya’ya karşı yardım talebiyle harp teklif ettiler.
Sultan Selim Han,
cephelerdeki harbin devâmını istedi. İsveç ile Rusya’ya karşı 11 Temmuz
1789 târihinde Beykoz İttifak Antlaşması imzâlandı. 1788 yılından beri
devam eden Osmanlı-Avusturya harplerinde, Serasker Kemankeş Mustafa Paşa,
takviye kuvvetlerle Yaş’tan Rus ordusuna karşı sefere giderken, Foksan’da
Avusturya ordusunun âni taarruzuna uğradı. Arnavutların ihânetiyle Osmanlıordusu,
1 Ağustos 1789 târihinde Foksan’da bozuldu. Avusturyalılar, Belgrat’a
kadar ilerleyip, 8 Ekimde şehir düştü. 31 Ocak 1790’da Prusya ile
Avusturya ve Rusya’ya karşı ittifak anlaşması imzâlandı. Prusya’nın
arabuluculuğuyla Avusturya ile devam etmekte olan harbe son verilmesi kararlaştırıldı.
Fransız İhtilâlinin Avrupa’da sebep olduğu hâdiseler üzerine, İngiltere
ve Prusya’nın müdâhalesiyle Rusya da antlaşmaya taraftar hâle getirildi.
Avusturya ile 4 Ağustos 1791 târihinde Ziştovi Antlaşması imzâlandı.
Antlaşmaya göre; Avusturya 1788-1791 harbinde aldığı yerleri Osmanlı
Devletine geri verecekti. Rusya ile 1787’den beri Kafkasya ve Balkanlar’da
devam eden harp, 9 Aralık 1792 târihli Yaş Antlaşmasıyla neticelendi.
Osmanlı Devleti, Rusya ile Avrupa’da Dinyester Turla Nehri, Kafkasya’da
Kuban Nehri hudut kesildi. Osmanlı Devleti, Ziştovi ve Yaş Antlaşmalarıyla,
en az kayıpla harbe son verip, büyük mâlî külfetlerden kurtulmuştur.
Avusturya-Rus harplerinin antlaşmalarla halli sonrasında; Avrupa devletlerinin
1789 Fransız İhtilâli’nin etkisiyle, ülkelerinde meydana gelen hâdiselerle
uğraşması, Osmanlı Devletini geçici bir sulh devrine soktu.
Sultan Selim Han,
devletin dışta sulh devrine girmesiyle; veliahtlığından beri düşündüğü
ıslâhatların icraatına geçti. Osmanlı Devleti için lüzumlu askerî, idârî,
iktisâdî, ticârî ve sosyal ıslâhatları Nizâm-ı Cedid adıyla tatbikat
safhasına koydu. Son sefer ve
harplerdeki mağlûbiyet ve kesin netîce alınamaması, askeriyenin ıslâhını
daha fazla gerektiriyordu. Sultan Selim Han, devlet adamlarından aldığı lâyihalarla
24 Şubat 1793 târihinde, modern tarzda, yeni bir orduyu Nizâm-ı Cedid adıyla
kurdu.
Nizâm-ı Cedid ordusunun
masraflarının karşılanabilmesi içinİrâd-ı Cedîd Defterdarlığı
kurulup, eski sadâret kethüdâlarından Mustafa Reşîd Efendi de bu işle
vazifelendirildi. Levend çiftliğinde kışla kurulup, yeni ordu hemen tâlime
başlatıldı. Nizam-ı Cedîd ordusuna getirilen yenilik ve tâlimler, Yeniçerilere
de tatbik edilmek istendi. Ancak Yeniçeriler, yenilik ve tâlimleri
kabullenmeyerek, birkaç ay sonra eğitimi terk ettiler. Ordunun teknik sınıfları
takviye edilerek; humbaracı, lağımcı, topçu ocakları için yeni kânunlar
yapıldı. 1794’te Teknik Üniversite mâhiyetinde Sütlüce’de Mühendishâne-i
Berrî-i Hümâyûn kuruldu. Okulun öğretim üyesi, kitap, ders âlet ve
edevatları yurtiçi ve dışından bütünüyle karşılandı. Nizâm-ı Cedîd
ordusu yetiştirilmek üzere Ankara, Kayseri ve Konya’da teşkilât kurulup,
askerin mevcudu artırılmaya çalışıldı.
Mülkî ıslâhat da yapılıp,
Anadolu ve Rumeli toprakları, yirmi sekiz eyâlete ayrıldı. Âyanların
eskiden olduğu gibi halk tarafından seçilmesi kânun hâline getirildi. Resmî
dâirelere tâlimat gönderilerek, yazışmalara, kullanılan dile, tâbirlere
dikkat edilmesi ve halkın işlerinin sür’atle tâkip ve yerine getirilmesi
istendi. İlmiye ricâli(ileri gelen devlet adamları) için yeni nizâmnâme
yayınlandı. İlmî eserler yazılıp, pekçok kitap tercüme edilerek, yayınlandı.
Ticârî ve iktisâdî sahada yenilik yapılıp, Zahire Nazırlığı kuruldu.
Tecdid-i Kânun-i Tımar ve Zeamet kânunuyla, harbe katılmayan tımar ve zeâmet
sâhiplerinden topraklarının geri alınması esâsı getirildi.
Gayri müslim esnaf ve tüccardan
bâzıları vergi ve yurt dışına para kaçırmak ve Osmanlı ülkesinde
oturduğu halde, yabancı devlet tebaasına giriyorlardı. Bu durum ve paranın
dışarıya çıkarılmasına karşı tedbir alındı. Avrupa devletlerine daimi
elçilikler kurularak, 1793’te ilk tâyinler yapıldı. Avusturya, Fransa, İngiltere
ve Prusya merkezlerine gönderilen elçiler; bulundukları memleketlerin yalnız
siyâseti ve diğer devletlerle olan münâsebetleri hakkında bilgiler
toplamakla kalmadılar. Aynı zamanda, oraların kültürleri, her türlü
ilerleme ve gelişmeleri hakkında bilgiler toplayıp, rapor hâlinde İstanbul’a
gönderdiler.
Avrupalılar ve Rusya’nın
kışkırtmasıyla Balkan kavimleri, İngilizlerin teşvikleriyle Arabistan’da
Vehhâbi Bedevîler, Ortadoğu’da Dürzî veMarunîler, Kölemen Beğleri,Rumeli’de
kânun kaçaklarından meydana gelen eşkiyânın koruyucusu Kırcalılar da
denilen Dağlı Eşkiyası, devlete âsi olup, isyan çıkardılar. Bu
meselelerin halli için teşebbüs edildiyse de, Fransa’nın Balkanlar,
Akdeniz, Kuzey Afrika, Mısır, Filistin ve Suriye’deki faaliyetleri ardından
Napolyon Bonapart’ın 1798’de âni harekâtla Mısır’a asker çıkarması
sebebiyle bütünüyle tam bir hal çâresi bulunamadı.
Sultan Selim Hanın hükümdarlığının
üçüncü ayında çıkan Fransız İhtilali’yle, Avrupa devletleri
Fransa’ya cephe olmasına rağmen, Osmanlı Devleti meseleye karışmadığı
gibi münâsebetlerini de dostâne devam ettirdi. Nizam-ı Cedid için,
Fransa’dan teknik ve yetişmiş eleman getirildi. Fransa’nın müstakbel
imparatoru General Napolyon Bonapart, memleketinde görevden alınınca, sultan
SelimHanın dâveti üzerine, Nizâm-ıCedid Ordusunda vazife kabul etmişti.
Osmanlı Devleti; ihtilâlle değişen yeni Fransız idâresini tanıyan ilk
devletlerdendi. Fakat, Fransa’nın 1795 BaselAntlaşmasıyla Venediklilerden
Dalmaçya kıyılarını almasıyla Balkanlarda başlattığı istiklâl (bağımsızlık)
fikri propagandası, tâkip edilen siyâsetin değişmesine sebep oldu. Adâlet-Eşitlik-Hürriyet
fikriyle yapılan Fransız İhtilâli, çıkış gâyesinden uzaklaşarak,
Fransa’nın yayılma siyâsetine döndü. Hırvat, Rum veSırplar arasında
ihtilâl fikirlerini yaydılar; Yahûdîleri Filistin’de istiklale dâvet
ettiler. Fransa, bununla da kalmayarak, sömürgecilik zihniyetiyle; İngiltere’yi
Akdeniz’den çıkarıp, Uzakdoğu’daki İngiliz sömürgelerini ele geçirmek
için Hind’e giden yolların en kısası olan Mısır’a sâhip olmak
idealiyle, Osmanlı Devletinin toprak bütünlüğünü bozmaya çalıştı.
Napolyon Bonapart, beş yüze yakın gemiye aldığı Fransız ordusuyla
Akdeniz’e açılıp, Malta’yı işgâl ettikten sonra, 2 Temmuz 1798 târihinde
İskenderiye’den Mısır’a çıkarma yaptı. Fransa’nın beklenmedik harp
îlânı ve Mısır’a çıkarma yapması, İngiltere’nin menfaatlerine ters
düştüğünden, Akdeniz’deki İngilizAmirali Nelson harekete geçti. Amiral
Nelson, 1 Ağustos 1798 târihinde Fransız Donanmasını Ebûkîr’de mağlup
etti. Fransız donanmasının Ebûkîr’de imhâsıyla, Napolyon’un ve Mısır’daki
Fransız ordusunun anavatanla irtibatı kesildi. Rusya, ihtilâlin tesirinden çarlığı
korumak için Fransa’ya karşı Osmanlı Devletiyle ittifak kurdu.
Karadeniz’den kdeniz’e geçirilen Rus filosu, Osmanlı donanmasıyla
birlikte hareket etti. Arnavut sâhillerinin muhâfazası ve Venediklilerden
Fransa’ya geçen yerlerin alınmasıyla vazifelendirilen Tepedelenli Ali Paşa,
Preveze’de Fransızları mağlup etti. Osmanlı-Rus donanması Zenta ve
Kefalonya adaları sâhilindeki Fransız gemilerini mağlup edip, bir kısmını
da zaptetti. Bu muvaffakiyetler üzerine, İngiltere ve Rusya ile antlaşma imzâlanarak,
ittifaklar resmîlik kazandı.
Fransız donanması imhâ
edildiğinden Napolyon Bonapart ve ordusunun deniz yolu, Akdeniz’de Osmanlı-İngiliz-Rus
donanmasınca kapatıldığından, Osmanlı ülkesinde mahsur kalmıştı.
Sultan Selim Han, Fransa’ya karşı ordu sevk etmek için tâyinlerde bulundu.
Sayda Vâlisi Cezzâr Ahmed Paşa, Mısır Seraskerliğine tâyin edildi. Tırhala
Mutasarrıfı Köse Mustafa Paşa da deniz yoluyla Mısır’a gönderildi.
Napolyon Bonapart, Mısır’dan çıkış yolu bulmak ve Suriye’ye hâkim
olmak için, Akka’yı kuşattı. Akka Kalesi,Mısır Seraskeri Cezzar Ahmed Paşa
kumandasındaki Nizâm-ı Cedid askerince, Fransızlara karşı kahramanca müdâfaa
edildi. Napolyon Bonapart’ın inatla taarruzu, Fransızların çeşitli hîle
ve vaatleri Akka’da neticesiz kaldı. Cezzar Ahmed Paşa ve Nizam-ı Cedid
askerlerinin destânî müdâfaası karşısında kuşatmanın altmış dördüncü
günü, Napolyon Bonapart; “Akka olmasaydı, Doğu İmparatoru olurdum.”
diyerek, büyük hayallerle kendisine bağlanan Fransız ordusunu vebâ salgını,
sefâlet ve mağlubiyetle önce Kahireye çekip, sonra da yüzüstü bırakarak,
1799 yazında gizlice Fransa’ya kaçtı. Mısır’da kalan Fransızlar,
Osmanlılara mukâvemet ettilerse de, üst üste mağlubiyete uğradılar. 27
Haziran 1801 târihinde imzâlanan tahliye mukâvelesiyle Fransızlar Mısır’ı
boşalttı. 25 Haziran 1802 târihli Osmanlı-Fransız anlaşması, Fransa ile
harp hâline son verdi. Mısır Vâliliğine, 1805’te Kavalalı MehmedAli Paşa
tâyin edildi. Napolyon Bonapart’ın İstanbul şehri ve Çanakkale ile İstanbul
Boğazlarını almak istemesi üzerine 24 Eylül 1805’te Osmanlı-Rus ittifâkı
yenilendi.Napolyon Bonapart tehlikesine karşı İngiltere ve diğer Avrupa
devletleri Osmanlılara yardım talebinde bulundular. Fakat, Rusya ile ittifak
ve İngiltere ile dostluk uzun sürmedi.
Arabistan Yarımadasındaki
Vehhâbiler, Avrupalılardan gördükleri yardımlarla, çeşitli batı
dillerinde birçok yayınlarda da bulunup, 18 Şubat 1803’te Tâif’i muhâsara
ettiler. Sultan Selim Han, Arabistan’daki hâdiselere esaslı tedbirler almayı
plânladıysa da; İngiltere ve Rusya Balkanlar meselesinden Bâbıâli’ye
baskı yapmak istemeleri, muvaffak olamayınca, Rusya’nın harp îlân dahi
etmeden Osmanlı hududunu ihlâli sebebiyle gerçekleştiremedi. Sâdece, Mısır
Vâlisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa, sultandan aldığı emirle Vehhâbi isyanını
bastırıp, Arabistan ve Mısır’da kısmen huzur ve asayişi temin etti.
Sultan Üçüncü Selim
Han zamânında İngiltere’nin Ortadoğu’da; Rusya veAvusturya’nın
Balkanlarda Osmanlı Devletinin iç işlerine karışıp, müdâhaleci bir siyâset
tâkip etmeleri, bu devletlerle harp hâlinde bulunan Fransa’ya yakınlaşmaya
sebep oldu. Osmanlı Devletine tâbi Eflâk Beyi Konstantin İpsilanti ile Boğdan
beyi Aleksandr Moruzzi, Rus yanlısı olduklarından azledilince, İngiltere ve
Rusya’nın müdâhalesiyle karşılaşıldı. Rusya, harp îlân etmeden,
General Michelson komutasındaki altmış bin mevcutlu Rus Ordusuyla, Eflâk
veBoğdan’ı işgâle başladı. Vezir-i âzam İbrâhim Hilmi Paşa, sefer için
Serdar-ı ekrem tâyin edildi.
Rusya’nın Balkanlara
girmesiyle, İngiltere’de on altı gemiden meydana gelen bir İngiliz filosunuİstanbul
önlerine gönderdi. İstanbul önlerine kadar gelen İngiliz donanması, Fransa
ile münâsebetlerin kesilmesini, Osmanlı-İngiliz ittifakının yenilenmesini
teklif ettiler. Kabul edilmeyince, teklifi daha da ağırlaştırdılar. Eflâk
veBoğdan’ın Rusya’ya, Çanakkale Boğazının da İngiltere’ye teslimini
teklif ettiler. İngiltere’nin teklifleri kabullenmenin ötesinde akıl ve hayâle
sığmayacak derecede olduğundan, İngilizler müzâkerelerle oyalanılarak, boğaz
sâhillerinin iki yakası askerlerin ve ahâlinin gayretleriyle kısa zamanda
tahkim edildi. Boğaz sâhillerine birkaç gün içinde bin iki yüzden fazla
top yerleştirildi. İngiliz donanması, Osmanlı Devletinin ve ahâlinin
kuvvetli tepkisini görünce, çekildi. Bunun üzerine İngiltere hükümeti,
Akdeniz’deki İngiliz donanmasını Mısır’ın zaptıyla vazifelendirdi.
İngilizler, Osmanlıya
âsi Kölemenlerle anlaşıp, 20 Mart 1807 târihinde İskenderiye’ye çıkarma
yaparak teslim aldılar. Balkanlarda; İbrâhim Hilmi Paşa, RusCephesine sefere
çıkınca, İstanbul’da türeyen âsiler harekete geçti. Sultan Selim Hanın,
Osmanlı Devleti lehine icraatlarına karşı, iç ve dış düşmanların
aleyhine propagandasıyla muhâlefet başladı.
1806 Edirne Vak’asına
sebep olan Nizâm-ı Cedid aleyhtarlığıyla başlayan muhâlefet, âsilerden
Kabakçı Mustafa’nın liderliğinde büyük hâdiselere sebep oldu. Yeniçeri
zorbaları, 25 Mayıs 1807 Kabakçı Vak’asından sonra; asıl niyetlerini
ortaya koyarak, 29 Mayısta Sultan Üçüncü SelimHanı hâl edip, tahttan
indirdiler. Âsiler, Sultan SelimHanın amcasının oğlu Veliaht Mustafa’yı
Osmanlı tahtına geçirdiler. Sultan Selim Han, on dört ay Topkapı Sarayında
nezâret altında yaşadı. Kendisine sâdık devlet adamları ve âsilerin hükümetteki
icraatlarını beğenmeyen taraftarları, tekrar tahta geçirmek için faaliyet
gösterdiler. Sultan SelimHan taraftarları, Rusçuk’taki Alemdar Mustafa Paşa
etrafında toplanıp, harekete geçtiler. Alemdar Mustafa Paşa, Sultan SelimHanı
tekrar tahta geçirmek için Rumeli’deki maiyetiyle İstanbul’a geldi. 28
temmuz 1807’de Bâbıâli ve Topkapı Sarayını basıp, Sultan Selim Hanı
tahta geçirmek istediyse de muvaffak olamadı. Sultan Selim Han, 28 Temmuz 1808
târihinde Harem Dairesinde şehit edildi. 29 Temmuzda kalabalık bir cenâze
merâsimiyle, Lâleli Câmii yanında babası Üçüncü Mustafa Hanın türbesine
defnedildi.